Afyonkarahisar Tanıtım
AFYONKARAHİSAR
TARİH VE COĞRAFYA
Afyonkarahisar Ege Bölgesinin İç Batı Anadolu bölümü sınırları içerisinde yer alır.Kuzeyde Eskişehir, kuzeybatıda Kütahya, doğuda Konya, batıda Uşak, güneyde Burdur,güneydoğuda Isparta, güneybatıda ise Denizli illeri ile komşudur.İlin deniz seviyesinden yüksekliği 1.021 m ve yüzölçümü 13.927 km²’dir. İlde genellikle karasal iklim hüküm sürer. Kışları soğuk, yazları kurak ve sıcaktır. Merkez ilçeyle birlikte toplam18 ilçeye sahiptir. Afyonkarahisar İli, coğrafi açıdan Türkiye’nin önemli bir geçiş bölgesinde yeralmaktadır. Afyonkarahisar üzerinden Ankara, İstanbul, İzmir ve Antalya gibi büyük şehirlerindiğerşehirlerle ve iç bölgelerle bağlantısı sağlanmaktadır. Genel olarak şehir dağlık alanlar arasında yer alan ovalardan oluşmaktadır; yer yer akarsu vadileriyle yarılmış platolar mevcuttur. İl sınırlarının doğu ve kuzeydoğusunda Emir dağları, güneydoğusunda Karakuş ve Sultan dağları, batısında Ahırdağları yer almaktadır. Afyon Ovası, Sincanlı Ovası, Sandıklı Ovası, Çöl Ovası veŞuhut Ovası ilin önemli ovalarıdır. Eski Tunç Çağından itibaren birçok medeniyete ev sahipliği yapmıştır. Sandıklı Kusura Höyüğünde yapılan kazılarında ve Hitit döneminde yerel kaplar, Frig döneminde Ana Tanrıça Kybele için kaya tapınakları, Roma döneminde yerel heykelcilik öne çıkan özelliklerindendir. Görülen bu özellikleriyle Afyonkarahisar’ın Anadolu’da bulunan diğer şehirler için bir köprü görevi üstlendiği görülmektedir. Bu nedenledir ki Anadolu’nun bütünlüğünü ele geçirmek veya korumak için yapılan büyük savaşlardan İpsos (M.Ö.301), Miryekefelon (1176), Büyük Taarruz (1922) Afyonkarahisar topraklarında yapılmıştır. Türkiye Cumhuriyeti Devletinin temeli Afyonkarahisar’da atılmış olup her dönem Anadolu’nun kilidi olmuştur.
HAŞHAŞ VE AFYONKARAHİSAR KALESİ
“Afyon” (haşhaş), tıpta ilaç yapımında kullanılan haşhaş bitkisinin öz suyudur. Latince’de“Opium” denilen haşhaş bitkisinin ilimizde M.Ö. II. yüzyıldan itibaren ekildiğini, üzerinde haşhaş kabartması bulunan Synnada (Şuhut) kentine ait sikkeden anlamaktayız. Latince öz su anlamına gelen opium, zamanla yazılış ve söylenişte değişikliğe uğrayarak ofium, afiom, afion ve sonunda afyon olmuştur.Volkanik özellikli doğal bir kaya kütlesi olan kale, Hitit, Frig, Helen, Roma ve Bizans dönemlerinde kutsal yer olarak bilinmiş ve savunma amaçlı da kullanılmıştır. Hapanuva ve Akroenos adlarını almış, daha sonra Karahisar adıyla Türk yerleşim yeri olmuştur.
AFYONKARAHİSAR MÜZELER
 
Afyonkarahisar (Arkeoloji) Müzesi
 
Cumhuriyet’in ilk yıllarında Afyonkarahisar’da kurulan Âsar-ı Atika Muhipleri Cemiyeti’nin çabalarıyla Taş Medrese’de eski eserler toplanmaya başlanmış, 1931 yılında resmi “Müze Deposu”, 1933 yılında ise Müze Müdürlüğü haline getirilmiştir. Afyonrahasiar’da müzeciliğin gelişmesinde Süleyman Hilmi Gönçer ve Oğuz Güner’in çok büyük katkıları olmuştur. 1933 yılından 1970 yılına kadar Taş Medrese’de karma müze (Arkeoloji ve Etnoğrafya) olarak hizmet veren kurum, 1971 yılında Konya yolu kavşağında, Arkeoloji Müzesi binasının yapılması ile yeni binaya taşınarak hizmet vermeye başlamıştır. Müzede, Taş ve Maden (kalkolitik) çağından Bizans çağına kadar Afyonkarahisar ve çevresinde bulunmuş olan arkeolojik eserler, kronolojik bir sıra esas alınarak sergilenmektedir.
 
Zafer Müzesi
Afyonkarahisar şehrinin merkezinde bulunan Anıtpark’ın karşısında yer almaktadır. Müze binası, 1913-1914 yıllarında Belediye Başkanı Esbabzade Hüseyin Tevfik Efendi tarafından Belediye Hizmet Binası olarak yapılmıştır. İki katlı olan bina, kâgir olarak Ermeni ustalara yaptırılmıştır.
Bolvadin Müzesi
1987 yılında hizmete açılmıştır. Bolvadin Belediye Müzesi, yöresel özellikler gösteren teşhirdeki eserler açısından gezilmesi gereken müzemizdir. Müzede 88 Arkeolojik eser, 692Etnoğrafik Eser, 63 Sikke, 3 Arşiv Vesikası, 2 adet el yazması kitap olmak üzere 848 adet taşınır kültür varlığı bulunmaktadır. 1987 yılında hizmete açılmıştır. Bolvadin Belediye Müzesi, yöresel özellikler gösteren teşhirdeki eserler açısından gezilmesi gereken müzemizdir. Müzede 88 Arkeolojik eser, 692 Etnoğrafik Eser, 63 Sikke, 3 Arşiv Vesikası, 2 adet el yazması kitap olmak üzere 848 adet taşınır  kültür varlığı bulunmaktadır.
Sultan Dîvânî Mevlevîhânesi
Anadolu’da kurulan ilk mevlevîhânelerdendir. İlk kuruluşu 13. yüzyıla kadar dayanır. Tarih boyunca birçok önemli icraata merkez olmuş Afyonkarahisar Mevlevîhânesi, Konya Mevlevîhânesinden sonra en önemli Mevlevîhânedir. Özellikle 16. yüzyılda Hz. Mevlânâ’nın yedinci kuşak torunlarından Sultan Dîvânî zamanında Mevlevîlik açısından çok önemli bir merkez olmuştur.Ayrıca başka Mevlevîhânelerde olmayan “40 Hatimli Şifalı Aşure”geleneği ilk defa burada başlamış ve birçok mevlevîhâneye buradan yayılmıştır. Birkaç defa yangın geçirmiş olan Afyonkarahisar Mevlevîhânesi,1902’deki büyük yangından sonra tamamen yanmış ve bugünkü haline 1908’de kavuşmuştur. Bahçesinde Derviş Odaları, Matbah, Hamuşan (Mezarlık) bulunan mevlevîhâne, son olarak 2008 yılında restore edilmiş ve 30 Aralık 2008 tarihinde “Sultan Dîvânî Mevlevîhâne Müzesi”olarak hizmete sunulan tarihî mekan, Afyonkarahisar Belediyesi bünyesinde hizmet vermektedir.
SİVİL MİMARİ
Afyonkarahisar’da sivil mimariye ait evler, Afyonkarahisar Kale ve Hıdırlık etekleri yer alan mahallelerde bulunmaktadır. Kalenin güneyinde ve doğusunda, yeni mahalleler kurulması ile şehir, doğru yönünde gelişmiş olup, günümüzde ovaya doğru yayılarak genişlemiştir. Kentin en eski yerleşim yerlerinden Tâc-ı Ahmet, Zaviye ve Yukarı Pazar mahalleleri, 1902 yılında geçirdiği yangın sonrasında, kısa sürede yeniden yapılanmıştır. Afyonkarahisar şehrinin eski yerleşim yerlerindeki mahalleler doğal bir doku oluştururken, kentin geçirdiği yangından (1902) sonra kurulan mahalleler, ızgara şeklinde dik kesişen sokaklardan oluşmaktadır. Sit alanı olarak belirlenen bu mahallelerde çok düzgün ve akılcı şehircilik planlaması görülmektedir.
Afyonkarahisar Evlerinin Mekânsal Durumu
Afyonkarahisar evlerini oluşturan mekânlar, işlevlerine göre belli noktalarda bulunur. Çoğunlukla yardımcı mekânlar alt katta, asıl mekânlar ise üst katta yer alır. Yardımcı mekânlar , mutfak, banyo, wc, çamaşırlık, zemin katta ; günlük yaşamın geçtiği, yeme-içme, oturma, yatma eyleminin gerçekleştiği mekânlar ise üst katta yer alır. Bazı binalar zemin üstü ara katlı olarak iki kat yapılmıştır. Zemin kat yardımcı mekânlar, orta kat kışlık, üst kat ise yazlık olarak kullanılmaktadır. Kışlık olarak kullanılan ara kat 1.80 ve 1.90 metre yüksekliğe sahiptir. Üst kat ise 3.20 metreden fazladır. Orta kat tavanının dar olması, kış aylarında binanın kolay ısınmasını sağlamaktadır. Afyonkarahisar şehrinde 1902 yılında çıkan büyük yangından sonra 6 ayda planlanan ve 3 yıldan kısa sürede bitirilen bu binaların hiçbiri birbirine benzemediği gibi, birbirlerinin görüntülerini de engellememektedir. Gün ışığını en iyi kullanan ustalar, güney ve kuzey rüzgârlarından da en iyi şekilde yararlanmışlardır.
FRİG AÇIK HAVA TAPINAKLARI
Aslankaya
İhsaniye İlçesi, Döğer Kasabası Emre Gölü yakınında bulunan Aslankaya, yüksek bir kaya kütlesinin güney yüzü dikey düzeltilerek oluşturulmuş, üçgen çatılı bir tapınak cephesidir. Üçgen çatının kiriş boşluklarında karşılıklı iki sfenks (insan başlı kanatlı aslan), ana cephede niş içinde ayakta duran iki aslan arasında Kübele bulunmaktadır. Ana cephe geometrik desenli kabartmalarla süslüdür. Anıt’ın iki yan yüzü de düzeltilerek, kuzey yanına kükremiş ve ayakta duran, başı yıpranmış bir aslan kabartması yapılmıştır. M.Ö. VII.yüzyılda yapıldığı sanılmaktadır.
Kapıkaya I
İhsaniye ilçesi, Döğer Kasabası ile Üçlerkayası Köyü arasında bulunan Kapıkaya I Tapınağının M.Ö.VII. yüzyılda yapıldığı sanılmaktadır. Tek parça bir kayanın doğu yüzü ve yanları dikey düzeltilerek üçgen çatılı bir tapınak cephesi yapılmıştır. Cephe ortasındaki niş içinde, ayakta Tanrıça Kübele, kabartma olarak işlenmiştir. Kabartmanın altına kayadan oyma, dört basamak merdiven yapılmıştır.
Kapıkaya II
İkinci Kapıkaya Tapınağı aynı bölgede Üçlerkayası Köyü ve Bayramaliler Köyüne doğru uzanan kayaların ve çam ormanlarının arasındadır. Üst kısmı erimiş bir kaya parçasının batı yüzü dikey düzeltilerek yapılmış bir tapınak cephesidir. Kayanın yapısı gevşek olduğu için üstteki üçgen çatı bölümü erimiştir. Ön yüzde süslü iki bölüm arasında bir niş açılmış, içine Tanrıça Kübele’nin ayakta duran kabartması yapılmıştır. Anıt’ın önünde dini törenler için bir sahanlık bulunmaktadır. M.Ö.Vll. yüzyılda yapıldığı sanılmaktadır.
Demirli Kalesi Tapınağı
İhsaniye ilçesi Demirli Köyüne yakın bir yerdedir. Tapınak, Demirli Kalesinin orta kısmına yapılmıştır. Kayaya oyularak yapılmış basamaklı Kübele koltuğu veya mihrap bulunmaktadır.
Maltaş
İhsaniye İlçesi, Kayıhan Kasabası sınırları içerisinde, Göynüş Vadisinde bulunmaktadır. Birbirine yakın Aslantaş ve Yılantaş anıtlarından yaklaşık 500 m uzaklıktadır. Günümüzde büyükbir bölümü toprağa gömülü durumdadır. Cephesi üçgen çatılı olup, toprak altında kalan bölümünde mihrabı bulunan Kübele açık hava tapınağıdır. Sol üst kenarında ise, dikey yazıt bulunmaktadır. Tapınağın arka bölümünde ise, derin kuyu biçiminde kayaya oyulmuş çukurluk vardır. M.Ö.Vll. yüzyılda yapıldığı sanılmaktadır.
 
 
FRİG KAYA MEZARLAR
Aslantaş
İhsaniye İlçesi, Kayıhan Beldesi sınırları içerisinde yer alan Göynüş Vadisinde bulunmaktadır. Afyonkarahisar-Eskişehir devlet karayolunun 36. km’sinden sola sapılarak kısa sürede ulaşılır. Frig dönemine ait Aslantaş kaya mezar odasının ön yüzündeki kapı boşluğunun her iki yanında ayağa kalkmış, iki heybetli aslan ve ayakları altında birer yavru aslan bulunmaktadır. Kapı üstünde hayat ağacını andıran kütle ve bunun üstünde her iki yana uzanmış kanatlı güneş kursu, kabartma olarak yapılmıştır. Mezar odası, hafif tonoz tavanlı, sol tarafta ölüyü yatırmak için kline (sedir) bulunmaktadır. Aslantaş’ın önemli bir Frig kralının mezarı olduğu ve M.Ö.VII. yüzyılda yapıldığı sanılmaktadır.
Yılantaş
Aslantaş’ın batısında aynı kayalıkların devamında bulunmaktadır. Anıt parçalandığı için üçgen tavan kirişleri görülmektedir. Anıt’ın dış tarafında bir aslan kabartması ile bir ayak kabartması günümüze kadar gelebilmiştir. Kapıda, Medusa başlı yılan kabartması ve iki yanında mızraklarıyla yılana saldıran iki savaşçı bulunmakta ise de bugün ters dönen kayanın altında kaldığından görülmemektedir. M.Ö.Vll. yüzyılda yapıldığı sanılmaktadır.
HÖYÜKLER VE ANTİK KENTLER
Bölgemizde çok sayıda höyük, tümülüs, örenyeri, kale, hisar, manastır, mezar, kaya yerleşimleri bulunur. Antik çağdan günümüze değin iskân edilmiş bu yerlerin çevresinde de mezarlar veya mezar odaları bulunmaktadır. İlimizin tarihi M.Ö. 3000 yıllarına kadar uzanmaktadır. Kil, ahşap, taş, mermer gibi malzeme kullanılarak yapılan yapılarda oturan insanlar, deprem, yangın gibi felaketlerden sonra, kullanılabilir malzemeleri yeniden kullanarak enkaz üzerine yeni yerleşimler kurmuşlardır. 20-50 yıl gibi aralıklarla üst üste oluşturulan bu yerleşimlere, yığma tepe veya höyük denilmektedir. İlimizde 500’ün üzerinde höyük bulunduğu bilinmektedir. Bunların en bilinenleri ise; Kusura höyüğü, Sandıklı höyüğü, Şuhut höyüğü, Karacaahmet-Kocaan höyüğü, Eğret höyüğü, Hisar Höğüyü’dür. Bölgemizde kentleşme, M.Ö.1000’li yıllardan sonra başlamaktadır. Frigler, İhsaniye ilçesine bağlı Göynüş Vadisi ve Eski Döğer Kayalıkları’nda kent kurmuşlardır. Keleneia (bugünkü Dinar) ilk kurulan antik kentlerdendir. Helen ve Roma dönemlerinde siyasi bağımsızlık, bazen kentlere verilmiştir. Kentlerinbastırdığı paralardan bunu anlamaktayız. Para basabilen kentler, çevresine egemen olmuşkentlerdir. Afyonkarahisar’da bağımsız olarak para basabilecek düzeyde, başşehir konumunagelmiş Apameia ve Synnada kentleri ile yarı bağımsız olarak kendi adlarına veya İmparatoradlarına para basabilen 19 kent bulunmaktadır. Amorium, Docimeum, Prymnessus, Cideyessus, Metropolis, Pentapolis kentleri bunlardan bir kaçıdır. Bizans, Selçuklu ve Osmanlı dönemlerinde para basma yetkisi, yönetim merkezinde olup, bazı kent darphanelerinde de devlet adına yöneticiler tarafından para bastırılmıştır.
KAYA YERLEŞİMLERİ VE MEZAR ODALARI
Kaya Yerleşimleri
İnsanoğlu, yaşamak için düşmanları ve doğa ile savaşmak zorunda kalmıştır. Kendilerini kışın soğuğundan, yazın sıcağından, vahşi hayvanların saldırılarından ve düşmanlarından korumak için çareyi kaya içlerine oyarak yaptıkları mağaralara yerleşmekte bulmuştur. Doğaya karşı savunma amacı olsa da asıl kayaya yerleşme düşüncesi, özellikle Frig döneminde ana tanrıça Kübele, kayayla bütünleşmiş ve kaya evi olmuştur. Bu nedenle insanlar kaya içinde yaşamakta, tapınmakta ve öldüklerinde de kayaya gömülmektedirler. M.Ö.Vll. yüzyıldan itibaren insanlar bireysel ve toplumsal yaşamları için gerekli olan mekânları, sarnıçları, kilise ve şapelleri, mezar odaları yapmışlardır. Bazı bölgelerde ise yer altı sığınakları yaparak düşmanlardan korunmaya çalışmışlardır. İlimiz Bayat, İhsaniye ve İscehisar ilçelerinde yoğun olarak kaya yerleşimlerine rastlanılmaktadır.
KALELER
Bayramaliler Kalesi
İhsaniye İlçesi’ne bağlı Bayramaliler Köyü’nün kuzey doğusunda, Sarıcaova Köyü’ne giden yolun sağ tarafındadır. Bizans döneminde Leonto Kefal adlı bir yerleşim yeridir. Doğal bir tepe düzlüğüne yapılmış, surlarla çevrili önemli bir askeri kaledir. Kale’nin içinde çok sayıda yapılara ait temel kalıntıları, tepenin eteklerinde ise kaleyle bağlantıları olan kaya yerleşimleri mevcuttur.
Avdalaz Kalesi
İhsaniye İlçesi, Ayazini Kasabası ile Yeşilyayla Mahallesi arasında bulunmaktadır. Tüf kayaya oyulmuş çok katlı ve odalı yerleşim birimidir. Kaya kütlenin üst girişinde büyük bir sarnıç, alt kısmında ise mezar odaları bulunmaktadır. Kalenin savunma amaçlı kullanıldığı bilinmektedir.
Asar Kale
Bayat İlçesi’nin 4 km. kadar batısında, Köroğlu Dağı eteklerinde önemli yükseltide konik bir dağ ve kaya kütlesi olup, açık bölümlerin üzeri surla çevrelenmiştir. Sur içinde tonozlu sarnıç, dinsel ve idari yapılara ait temeller bulunmaktadır. Asar Kale’nin doğu kısmında bulunan kayalıklara oyulmuş yerleşim yerleri, kilise, gözetleme ve savunma amaçlı kullanılan mazgallar bulunmaktadır. Roma ve Bizans döneminde kullanılan Asar Kale’nin, savunma ve gözetleme amacıyla kullanıldığı bilinmektedir.
Afyonkarahisar Kalesi
Afyonkarahisar şehir merkezinde, volkanik özellikli, yüksekliği 226 metre olan doğal bir kaya kütlesidir. M.Ö. 1350 yıllarında Hitit İmparatoru II. Murşil zamanında Arzava seferindemüstahkem mevki olarak kullanılmıştır. Kale önce Hapanuva, Roma ve Bizans dönemlerinde Akroenos, Selçuklular döneminden itibaren ise, Karahisar adını almıştır. Kale zirvesinde M.Ö. 1200-700 tarihleri arasında Anadolu’da yaşamış olan Frigler dönemine ait kültür izlerine de rastlanmaktadır. Ana Tanrıça Kübele adına yapılmış tapınma yerleri ile 4 adet büyük sarnıç bulunmaktadır. Selçuklu Sultanı I. Alaaddin Keykubat zamanında Kale Dizdarı Bedrettin Gevhertaş tarafından kale surları onarılmıştır. Ayrıca Kale’ye lacivert çinileriyle tanınan küçük bir mescit ve saray yaptırılmıştır.
HANLAR - KERVANSARAYLAR
Sahipata Kervansarayı
Sultandağı İlçe merkezinde bulunmaktadır. Selçuklular’a ait kervansarayın giriş kapısı üstündeki yazıttan anlaşıldığına göre, 1249 yılında II.İzzettin Keykavus’un beylerinden Fahrettin Ali Bin El-Hüseyin (Sahipata) tarafından yaptırılmıştır. Taç kapıdan girilen avlu içinde odalar ve develik bulunmaktadır. Avlu ortasında dört ayak ve kemerler üzerine oturtulmuş mescit bulunmaktadır. Kervansarayın kışlık bölümü de, taç kapılı olup çatısı 16 ayak üzeri tonozla örtülüdür.
Çay Taşhan
Çay İlçe merkezinde bulunan Taşhan, Selçuklu dönemine ait Taş Külliye’nin bir parçasıdır. III.Gıyaseddin Keyhüsrev zamanında Yakup oğlu Yusuf Bey tarafından Mimar Oğul Bey’e 1278 yılında yaptırılmıştır. Avlusu tahrip olan hanın kapalı mekânı günümüze kadar sağlam kalmıştır. Kale planlı han 12 ayak üzeri tonozla örtülüdür. Dış duvarın destek çıkışlı olması Han’a kale görünümü vermiştir. Çay Taşhan, kare planıyla Anadolu’da tek örnektir.
Eğret (Anıtkaya) Kervansarayı
Afyonkarahisar Merkez Anıtkaya Beldesi’nde bulunmaktadır. 14.yüzyılda Germiyanoğulları tarafından yaptırılmıştır. Taç kapının kenarları çift sütunla güçlendirilmiştir. Moloz taş üzeri kesme taşla kaplanan kervansaray, üç sahanlı olup orta sahanlık daha geniştir. İki sıra fil ayaklarının üzeri tonozlo kaplıdır.
Döğer Kervansarayı
İhsaniye İlçesi, Döğer Kasabası’nda bulunmaktadır. II. Sultan Murat zamanında yaptırılmış Osmanlı eseridir. İki kısımda yapılmış olan kervansarayın birinci bölümü develik, ikinci bölümü ise insanların dinlenmesi ve istirahatı için yapılmıştır. Birinci bölüm tek katlı olup, duvarları moloz taş, çatısı taş kaplamadır. İkinci bölüm ise, iki katlı olup çatısı ve dışı taş kaplamadır. Zemin katta 4 fil ayağı üzeri tuğladan yapılmış kemer bulunmaktadır. Üst katta ise pencereli, ocaklı, tonoz ve kubbeli odalar bulunmaktadır.
Afyonkarahisar Taşhan
Afyonkarahisar merkezinde bulunan Taşhan, 17.yüzyıl ortalarında Kadı Abdullah Efendi tarafından yaptırılmıştır. İki kat olarak yapılan Taşhan moloz taştan, kargir olarak kullanılmıştır. Güneydeki ana giriş avluya açılmakta olup, tonozlu kemerli ve iki ahşap kapılıdır. Taşhan’daki üst kat odaları üst revakla çevrelenmiştir.
HAMAMLAR
İmaret Hamamı
Afyonkarahisar şehir merkezinde bulunmaktadır. Sadrazam Gedik Ahmet Paşa tarafından 1475 yılında mimar Ayaz Ağa’ya yaptırılan külliyenin bir bölümüdür. İlk dönem Osmanlı eseri olan Gedik Ahmet Paşa Hamamı, moloz taştan yapılmış çifte hamam özelliğindedir. Hamamın zemini sokak seviyesinden bir metre aşağıda kalmıştır. 1965 yılında, Vakıflar Genel Müdürlüğü’nce onarılarak bu günkü görünümünü almıştır.
Kasım Paşa (Alaca) Hamamı
Afyonkarahisar merkezinde bulunan hamamın, 1475 yılında Kasım Paşa tarafından Mimar İlyas Ağa’ya yaptırıldığı, Vakıf arşivlerinden anlaşılmaktadır. 1967 yılında onarılan hamam bugünkü görünümünü almıştır. Çifte hamam özelliğinde inşa edilmiştir.
Millet Hamamı
Afyonkarahisar Merkez, Tacıahmet Mahallesi, Hamam Aralığı sokağında bulunmaktadır. Güneyden kuzeye eğimli bir arazide kurulmuş olan hamamın, 18. yüzyılda yapıldığı tahmin edilmektedir. Kuzey kesimi erkekler, güney kesimi kadınlar kısmı olarak inşa edilmiş çifte hamamdır. Afyonkarahisar Valiliği’nce restorasyonu ve çevre düzenlemesi tamamlanan, Kültür ve Sanat Evi olarak kullanılan merkez 09.11.2005 tarihinde hizmete açılmıştır. Ayrıca, ilçe merkezinde bulunan bazı hamamların da, turizm açısından önemli olduğu bilinmektedir. Bunlardan bazıları şunlardır; Sultandağı İlçesi’nde Taş Ambar Hamamı, Sandıklı İlçesi’nde Ece Hamamı, Şuhut İlçesi’nde Hamza Paşa Hamamı gibi.
KÜLLİYELER
Gedik Ahmet Paşa Külliyesi (İmaret)
Afyonkarahisar şehir merkezinde bulunan külliye, Fatih’in başveziri Gedik Ahmet Paşa tarafından 1472 yılında Mimar Ayaz Ağa’ya yaptırılmıştır. Külliyenin merkezinde cami, kuzey batısında hamam, güney doğusunda medrese bulunmaktadır. Ayrıca imaret (aşevi) olması nedeniyle İmaret olarak adlandırılsa da imaret yapısı günümüzde bulunmamaktadır.
Taş Külliye
Çay İlçe merkezinde bulunan Taş Külliyesi han, medrese, çeşme ve hamamdan oluşan Selçuklu dönemi eseridir. 1278 yılında Yakup oğlu Yusuf Bey tarafından mimar Oğul Bey’e yaptırılmıştır. Tuğla ve çini bezemelerle yapılan medrese, daha sonra camiye dönüştürülmüştür. Kervansaray bölümü avlu ve kışlık mekândan oluşmaktadır. Külliyenin mimarı Oğul Bey’in simgesi olan “Pars Arması”, kapı üstünde işlenmiştir. Külliyeden han, günümüzde cami olarak kullanılan medrese ve çeşmesi kalmıştır.
Boyalı Külliyesi
Sinanpaşa İlçesi’ne bağlı Boyalı Köyü’nde bulunan külliye, Beylikler dönemine aittir. Hanikah yapısı dikdörtgen planlı olup koridorun her iki yanında odalar bulunmaktadır. Ana merkezin kubbesi dört sütunla desteklenmiş merkezi kubbeye sahiptir. Külliyede ayrıca sekizgen planlı tuğla kümbet ile eyvan türbe bulunmaktadır.
Sinanpaşa Külliyesi
Sinanpaşa İlçe merkezinde bulunan külliye, Osmanlı veziri Celalettin Sinan Paşa tarafından 1524 yılında yaptırılmıştır. Külliye’de cami, imaret, okul ve ayrıca hamam bulunmaktadır. Moloz taş ile örülü ve kesme taşla kaplanan caminin; İki büyük, beş küçük kubbesi vardır. Sinan Paşa’nın mezarı da külliyenin bahçesinde bulunmaktadır.
KÖPRÜLER
Kırk Göz Köprüsü
Bolvadin İlçe merkezinin dışında, Akarçay üzerinde bulunmaktadır. Köprü kuzey ve güney bölümü olarak ikiye ayrılır. Güney bölümü Bizans İmparatoru I. Manuel Kommen tarafından 1150 yıllarında, kırk gözlü olarak mermer ve bazalt taştan yaptırılmıştır. Hicaz yolu üzerinde bulunan köprü, XVI.yüzyılda Kanuni Sultan Süleyman’ın emriyle, Mimar Sinan tarafından kuzey yönde 64 göze kadar uzatılmış olup 200 m uzunluktadır. Günümüze kadar ulaşan gözlerin sayısı 57’dir. Mimar Sinan, köprüye bir namazgâh ve suya inmek için bir merdiven yaptırmıştır. Köprüde bazalt, andezit ve mermer devşirme taşlar da kullanılmıştır.
Altıgöz Köprüsü
Afyonkarahisar Şehir Merkezi’nde Cirit kayalığının kuzeyindeki Akarçay üzerinde bulunmaktadır. İkisi yuvarlak, dördü sivri olmak üzere altı tane kemerli gözü bulunmaktadır. Bu nedenle Altıgöz Köprüsü denilmiştir. Moloz taşla yapılan dolgunun üzeri iri kesme taşla kaplanmıştır, yer yer devşirme taş kullanıldığı görülmektedir. Köprü üzerinde bulunan yatay dikdörtgen şekilli kitabeye göre, 1209 yılından önce Oğuz oğlu Sabıküddin Ebül Vefa İlyas Bey tarafından yaptırılan köprü, vasiyeti üzerine de, oğlu Ebu Hamid Hacı Mehmed bin İlyas tarafından 606 (1237) yılında bugünkü haline getirilmiştir.
İscehisar (Koca) Köprüsü
İscehisar İlçe merkezinde bulunan, antik Docimeum şehri içindeki İscehisar çayı üzerine kurulmuştur. Doğu-batı doğrultuda, tek gözlü, hafif sivri kemerli bir köprüdür. Bazalt ve andezit iri kesme taş ile kaplanmıştır. Köprünün üstü yassı taş ile kaplanmıştır. Her iki yanda taş korkulukları vardır. Andezit ve bazalt bloklar arasında çok sayıda Roma dönemine ait mermer parçaları, moloz veya kaplama taşı olarak kullanılmıştır. Halk arasında Koca Köprü olarak isimlendirilen eserin, Geç Roma dönemine ait olduğu tahmin edilmektedir. Karayolları Genel Müdürlüğü’nce onarılmıştır.
DİNİ MİMARİ
Ulu Camii
Cami, dikdörtgene yakın yamuk planlı olup, 1272-77 yıllarında Sahipata Nusratüddin Hasan tarafından yaptırılmıştır. Dış duvarlar, kesme taş sıralıdır. Araları moloz taş ile örülmüştür. Üst örtü daha önce toprak damlı iken, son yıllarda yapılan onarımla yüksek pramidal çatı ile örtülerek üzeri çinko ile kaplanmıştır. Cami, beş sırada sekizerden kırk ahşap sütun üzerine oturtulmuştur. Ahşap sütunlar üzerine konan sütun başlıkları, çakma sarkıt ve baklava dilimlidir. Doğuya, batıya ve kuzeye açılan üç kapısı vardır. Doğuya bakan kapının üzerinde bir onarım yazıtı bulunur. Buna göre, Cami, Muzafferuddin Devle Bey’in oğlu Muinüddin İsa Bey tarafından H.742 (M.1341) yılında tamir ettirilmiştir. Ayrıca kuzeye açılan kapı üzerinde, Türkçe bir yazıt bulunur. Mihrap mermer olup, üç sıra kuşakla “Ayet-el Kürsi” yazılıdır. Selçuklu tarzı ahşap oymalı iki kanatlı minber kapısı ise Neccar Emir Hac Bey”in eseridir. Ahşap kirişler üzeri renkli kök boyayla geometrik ve bitkisel motifler işlenmiştir.
Gedik Ahmet Paşa Camii
Afyonkarahisar Merkezinde bulunan cami, hamam ve medrese ile beraber bir külliye oluşturur. Fatih Sultan Mehmet’in vezirlerinden Gedik Ahmet Paşa tarafından Anadolu Beylerbeyliği döneminde (M. 1472) Mimar Ayaz Ağa’ya yaptırılmıştır. Halk arasında “İmaret Camii” adıyla anılır. Orta kısımdan kemerle bölünmüş, art arda iki büyük kubbe ile örtülüdür. İki yanda sıralanan ve dışarı açılan odaları ise, üçer küçük kubbe örter. Kuzeydeki son cemaat yeri, altı yuvarlak sütunlu ve beş sivri kemerli kubbe ile örtülüdür. Doğu, batı ve kuzey duvarlarında iki, kıble duvarında üç sıra pencere vardır. Cami’nin duvarları içten kalem işi yazı ve geometrik desenlerle, üst pencereler ise renkli camlarla süslüdür. Nakışları Abdüssamed oğlu Hasan yapmıştır. Tek şerefeli minaresi, yivli burma biçimlerle süslü olup, yivlerin arası lacivert renkli sırlı tuğlalarla kaplıdır. 1940 yıllarında Vakıflar İdaresi’nce restore edilmiş, camide bulunan hatlar ise, eski özelliğini bozmadan İsmail Hakkı Altınbezer tarafından yazılmış, Avni usta tarafından uygulanmıştır.
Mevlevi (Türbe) Camii
Afyonkarahisar merkez Mevlana Mahallesi’ndedir. Halk arasında “Türbe” veya “Mevlevi Camii” isimleriyle de anılır. Caminin ana bölümleri; türbe, semahane, mescid, şerbethane, bacılar mahfili ve son cemaat yerinden oluşur. Ayrıca, derviş hücreleri, matbah-ı şerif, selamlık dairesi, mezarlık ve harem daireleri bulunmakta ise de, bugün selamlık, mezarlık ve harem daireleri mevcut değildir. Binanın kesme taştan yapılmış kapısı üzerinde, kitabe yerine kabartma bir Mevlevi külahı yer alır. Tek şerefeli minaresi bulunmaktadır. Büyük yangın sonucu yanan Mevlevihane, 1905’de II. Abdülhamit’in emriyle on dört bin altın harcanarak büyük bir onarım görmüştür. Kuzeye bakan cümle kapısından merdivenlerle çıkıldıktan sonra dedelerin hücreleriyle çevrili, ortasında şadırvan bulunan büyük bir avluya girilir. Eskiden Mevlevihane’nin doğusunda bulunan şeyh evi yangından sonra yıkılmıştır. Kapının sağındaki mutfağın bir bölümünde çilehane yer alır. Kasnağındaki renkli camlı pencereleriyle büyük kubbe, örtü sistemini oluşturur. Semahanenin doğusundaki şerbethanenin üst katında semahaneye bakan, kafeslerle çevrili kadınlar mahfili vardır. Semahanenin sol tarafı türbe bölümüdür. Türbede Mevlevi Şeyhlerine ait 12 sanduka bulunmaktadır. Mevlana’nın torunlarından Aba Puş-i Veli, Sultan Divani (Mehmet Semai Çelebi), Hızır Şah Çelebi gibi Mevlevi büyükleri ile Şah İsmail’in oğlu Elkas Mirza da burada yatmaktadır. Günümüzde cami olarak kullanılan yapıyı son olarak Mimar Arif Turunç tamir ettirmiştir. Afyonkarahisar mevlevihanesi’nin, tekkelerin kapatılmasından önce diğer Mevlevihaneler arasında ayrı bir yeri vardı. Semahane, matbah ve öbür bölümleriyle birlikte büyük bir mevlevihanedir. Mevlevilik’te Konya’dan sonra ikinci sırayı alır.
TERMAL TURİZM (KAPLICALARIMIZ)
Ömer Termal
Afyonkarahisar-Kütahya karayolu üzerinde bulunan Ömer Kaplıcası, şehir merkezine 15 kilometre uzaklıkta olup, ulaşım sorunu yoktur. Eski Türk hamamları, apart villalar, kapalı yüzme havuzu ve alışveriş olanakları bulunmaktadır.
Su Özelliği: 95 C° sıcaklıkta çıkan jeotermal akışkan karbonhidratlı sular grubuna girmektedir. Radyoaktivitesi 9,5 eman, pH değeri ise 7,2’dir.
Şifa Özelliği: Banyo tedavisinde, romatizmal hastalarda, kırık-çıkık sekellerinde, mafsal şişliklerinde, şişmanlık ve metabolizma bozukluklarında, eklem rahatsızlıklarında, çocuk felci rahatsızlıklarının rehabilitasyonunda yararlı olduğu gözlenmiştir. İçme yolu ile mide bozukluğu, hazım güçlüğü, bağırsak tembelliği, müzmin kabızlık gibi rahatsızlıklara iyi geldiği tespit edilmiştir.
Tedavi Tesisleri: Yıl boyu konaklama mümkündür. 35 adet apart otel, 279 yatak kapasitesine sahiptir. 3 adet havuzlu hamam, bir kapalı yüzme havuzu ve sosyal tesisler bulunmaktadır. Aynı jeotermal saha içinde özel sektöre ait Termal Resort Oruçoğlu Otel, İkbal Termal Otel, Korel Otel ve Hayat Termal İşletmeleri bulunmakta ve yeni termal tesisler de yapılmaktadır.
 
 
Gecek Termal
Afyonkarahisar-Kütahya karayolu üzerinde bulunan Gecek Kaplıcası, şehir merkezine 16  km uzaklıkta olup ulaşım sorunu yoktur.
Su Özelliği: 70 C° sıcaklıkta çıkan jeotermal akışkan karbonhidratlı sular grubuna girmektedir. Radyoaktivitesi 3,2 ile 10 eman arasında değişmektedir. pH değeri ise 7,6’dır.
Şifa Özellikleri: Banyo tedavisi ile romatizmalı hastalıklarda, ortopedik müdahale geçirenlerin fiziksel rehabilitasyonunda, metabolizma ve kadın hastalıklarında yararlı olduğu gözlenmiştir.
Tedavi Tesisleri: Yıl boyu konaklama mümkündür. Saha içinde bulunan 45 adet apart villanın 270 yatak kapasitesinin yanı sıra, Türk hamamı ve sosyal tesisler ile piknik alanı bulunmaktadır.
Gazlıgöl Termal Alanı
Afyonkarahisar-Eskişehir karayolu üzerinde bulunan Gazlıgöl Kaplıcası, şehir merkezine 21 kilometre uzaklıkta olup ulaşım sorunu yoktur.
Su Özelliği: 64 C° sıcaklıkta çıkan jeotermal su, karbonhidratlı sular grubuna girmektedir. Radyoaktivitesi 0,2 ile 0,29 eman arasında değişmektedir. pH değeri ise 6,9’dur.
Şifa Özelliği: Banyo tedavisinde romatizmal hastalıklar, deri hastalıkları ve kadın hastalıklarında yararlı olduğu gözlenmiştir. İçme kürlerinde ise mide, safra kesesi, bağırsak ve böbrek rahatsızlıklarına yararlı olduğu tespit edilmiştir. Solunum yolu ile (inhilasyon), kan dolaşımını rahatlatıcı ve düzenleyici fonksiyonları olduğu bilinmektedir. Gazlıgöl Kaplıcası’nda, vücudun gereksinim duyduğu, rahatlatıcı ve tedavi edici termal su kaynakları çok zengin ve çeşitlilik gösterir.
Tedavi Tesisleri: Afyonkarahisar Belediyesi’nce işletilen kaplıca tesislerinde 6 tripleks villanın yanı sıra, 72 banyolu oda, 209 yatak kapasitelidir. Ayrıca 5 adet havuzlu hamamın yanı sıra, cilt hamamı ve içmece olarak kullanılan ve özel kaynak suyu ile beslenen tarihi hamamlar da bulunmaktadır. Son yıllarda Gazlıgöl Belediyesi’nin ve özel teşebbüsün yapmış olduğu işletmeler ve devre mülkler ile yatak kapasitesi oldukça artmıştır. Ayrıca termal turizm alanı içinde çok sayıda özel oteller, devremülkler yapılmış olup, halen yapılmaya devam edilmektedir.
Heybeli Kaplıcası
Afyonkarahisar-Konya devlet karayolu üzerinde bulunan Heybeli Kaplıcası, Afyonkarahisar’a 30 km uzaklıkta olup ulaşım sorunu yoktur.
Su Özelliği: 52 C°’de çıkan jeotermal su, karbonhidratlı sular grubuna girmektedir. Radyoaktivitesi 6,9 ile 12,1 eman arasında değişmektedir. pH değeri 6,8 ile 7 civarındadır.
Şifa Özelliği: Romatizmal rahatsızlıkların yanı sıra, deri iltihapları, egzama gibi deri hastalıklarına iyi geldiği gözlenmiştir. Solunum yolu ile yapılan tedavilerde ise, kronik bronşit, faranjit ve astım hastalığına da iyi geldiği görülmüştür.
Tedavi Tesisleri: Jeotermal saha içerisinde bulunan 74 adet banyolu apart villaların 296 yatak kapasitesi bulunmaktadır. Termal Otel’de ise 15 oda ile 38 yatak kapasitesi bulunmaktadır. Tesisler Bolvadin Belediyesi’nce işletilmekte olup ayrıca özel termal tesisler de bulunmaktadır.
Hüdai Kaplıcaları
Sandıklı İlçemizin 8 km güneyinde bulunan Hüdai Kaplıcaları, çamur banyolarıyla tanınmış termal tedavi merkezidir. Sandıklı Belediyesi’nce işletilen kaplıcanın ulaşım sorunu yoktur.
Su Özellikleri: 62 C° ile 68 C° sıcaklıkta çıkan jeotermal akışkan, karbonhidratlı sular grubuna girmektedir. Radyoaktivitesi 13 ile 25 eman arasında, pH değeri ise 6,6 ile 7 arasında değişmektedir.
Şifa Özelliği: Banyo tedavisinde, romatizmalı hastalara, iltihaplı romatizmalara, siyatik ve kas ağrılarına, kadın hastalıklarına iyi geldiği gözlenmiştir. İçmece olarak sindirim sistemi bozukluklarına; solunum yolu ile de yapılan inhilasyon tedavilerinde yararlı olduğu görülmüştür.
Çamur Banyosu: Kaplıca bölgesinde bulunan az kumlu kil toprak, havuzlarda 68 C°’lik termal su ile karıştırılarak hazır hale getirilir. Hastanın başı ve göğsü dışarıda kalacak şekilde hasta çamura gömülür. Günde bir kez alınan çamur banyosunun, romatizmal hastalıklar, kırık çıkık sekelleri, çocuk felçleri ve kadın hastalıklarına yararlı olduğu gözlenmiştir.
Tedavi Tesisleri: Kaplıcada 64 yatak kapasiteli tam pansiyon otel, 264 yatak kapasiteli yarım pansiyon lüks otelin yanı sıra, 372 adet banyolu apart bulunmaktadır. Konaklama tesislerinde, 1600 yatak kapasitesiyle birlikte banyosuz apart odalar da bulunmaktadır. Hüdai Kaplıcalarında her türlü ihtiyaca cevap verecek sosyal tesisler bulunmaktadır. Ayrıca yeni özel termal tesisler yapılmış olup, yapılmaya devam edilmektedir.
DOĞAL GÜZELLİKLER
Akşehir Gölü
Afyonkarahisar ve Konya İl sınırı içinde kalan gölün yüzölçümünün 304 km²’si Afyonkarahisar İli sınırları içerisinde kalmaktadır. Denizden yüksekliği 956 m olan gölün çevresi sazlık ve kamışlıktır. Sultandağıları’ndan ve Eber Gölü’nden beslenmektedir. Kapalı havza içinde kalan gölün büyük bir bölümü tuzludur. Gölde sazan ve turna balığı yaşamaktadır. Ayrıca göçmen kuşların da uğrak yerlerinden biridir.
Eber Gölü
Çay, Bolvadin ve Sultandağı ilçelerinin sınırları içerisindedir. Yüzölçümü 150 km² olup, deniz seviyesinden yüksekliği 967 metredir. Büyük oranda kirlenen gölde, ekolojik dengelerin bozulması nedeniyle, göçmen kuşların gölü ziyaretleri azalmıştır. Gölün bazı bölümlerinde sazan ve turna balığı yaşamaktadır. Ayrıca gölde karabatak, yaban ördeği, çulluk gibi kuş türleri de bulunmaktadır.
Karamık Gölü
Çay İlçesi sınırları içinde bulunan Karamık Gölü’nün yüzölçümü 40 km²’dir. Deniz seviyesinden yüksekliği 1.001 metredir. Gölde, saz ve kamış üretimi yanında sazan ve turna balığı da bulunmaktadır. Karabatak, çulluk, yaban ördeği gibi kuş türleri bulunmaktadır. Gölün güney kısımları nilüfer çiçekleriyle kaplıdır.
DOĞAL GÜZELLİKLER
 
Acıgöl
Afyonkarahisar ve Denizli İl sınırları içerisinde bulunan Acıgöl’ün yüzölçümü 41,5 km²’dir. 20 km²’si Afyonkarahisar’a bağlı Başmakçı ve Dazkırı ilçelerinin sınırları içerisinde kalmaktadır. Denizden yüksekliği 842 metredir. Suyu sodalı olan gölden, sodyum sülfat ve türevleri üretilmektedir. Gölün güney doğusunda bulunan Söğüt Dağının eteklerinden kaynayan sular, gölü besledikleri gibi yaşam ortamları oluşturmaktadır. Yaz-kış flamingo sürülerinin yaşayabildiği özel bölgelerden birisidir. Sazlık alanlarda ve su kaynaklarına yakın kısımlarda kurbağa ve su kaplumbağası ile 3-4 cm büyüklüğünde balıklar yaşamaktadır. Besin zincirinin zengin olduğu Aşağı Akpınar Köyü ve çevresine flamingo, martı, karabatak, yaban ördeği, turna, yaban kazı, pelikan, leylek gibi göçmen kuşlar uğramaktadır. Güney doğusunda bulunan dağlarda ise yırtıcı kuşlardan kartal, şahin, atmaca yaşamaktadır. Acıgöl, kuş popülâsyonu bakımından Anadolu’da korunagelmiş en önemli bölgelerden biridir. Doğa sporlarıyla ilgilenenler için, gölün güney doğusundaki dağlar ve yaylalar çok önemlidir. Başmakçı İlçesi’nden, Aşağı Akpınar Köyü’ne doğru 4-5 kilometre gidilerek göle ulaşmak mümkündür.
Karakuyu Göleti
Dinar ilçesine bağlı Eldere köyünde bulunmaktadır. Yüzölçümü 1.099 hektar olan gölet, Afyonkarahisar-Antalya karayolu kenarındadır. Su kaynaklarının fazla oluşu, gölün kış aylarında donmasını engellemektedir. Gölün büyük bölümünde yetişen hasır otu, kamış, nilüfer ve birçok bitki türü, zengin florayı oluşturmaktadır. 1991 yılından itibaren bu bölgeye gelen dikkuyrukların yanı sıra, ördek, turna, leylek, balıkçıl, sakar meke, uzun bacak, saz delicesi, yalıçapkını, angut, söğüt bülbülü, flamingo, kuğu gibi kuşlar bu bölgede konaklamaya başlamıştır.
Flora
Afyonkarahisar, İç Anadolu, Ege ve Akdeniz bölgelerinin birleştiği noktada yer almaktadır. Hem bu özelliği, hem de sınırları içinde dağlar, bataklık ve göller gibi değişik habitatlar bulundurması nedeniyle flora ve vejetasyonda zenginlik arz etmektedir. Flora ve vejetasyondaki buzenginlik özellikle Sultan Dağları, Akdağ, Kumalar, Ahır Dağı, Söğüt Dağı, Maymun Dağı ve Emirdağ’da dikkati çekmektedir. Ayrıca Afyonkarahisar sınırları içinde yer alan Eber Gölü, Karamık Gölü ve Acı Göl gibi yerlerin bitki örtüsü oldukça zengindir. Bir fındık türü olan “Corylus avellana” Sultan Dağları’nın mikroklima içeren kuzey yamaçlarında büyük topluluklar oluşturmaktadır. Diğer fındık türü “Corylus colurna” ise yine aynı tepelerin kayalık alanlarında “Taxus baccata” (Porsuk Ağacı) ile karışık halde seyrek topluluklar oluşturmaktadır. “Taxus baccata” (Porsuk Ağacı)’ya göre daha yaygın olan “Corylus colurna” oldukça geniş gövdelere sahiptir. Bu amaçla yapılan göğüs yüksekliğinde gövde ölçümlerinin 380 cm’ye ulaşması dikkat çekicidir.
YAYLALAR
Kültürümüzde var olan yayla yaşamı, günümüzde az da olsa devam etmektedir. Turizmin çeşitlendirilmesi politikaları doğrultusunda, yayla ve dağ turizmi önem kazanmıştır. Kış sporlarının yanı sıra, her mevsim uygulanabilen doğa yürüyüşleri, zirve tırmanışları, yayla ve dağ turizminin gelişmesine neden olmuştur. İlimizde termal turizmin gelişmesiyle birlikte, termalizme entegre olabilecek yayla ve dağ turizmi olanakları, bölgemizde yeterli miktarda bulunmaktadır. Termal tedavi süresinin en az 21 gün olduğu düşünülürse, termal tedaviye katılan bireylerin periyodik zaman dilimlerinde dağ veya yayla ortamlarına götürülmeleri, tedavileri için yararlı olacaktır.
Turizme hizmet edebilecek yaylalarımız şunlardır:
Merkez : Gölcük ve Çıngıraklı yaylaları.
Bayat : Mekan Yaylası.
Başmakçı : Çığrı Yaylası.
Dinar : Cerit ve İncebel Yaylaları.
Emirdağ : Yellibel, Yassıyurt, Gölcük, Çomaklı Yaylaları.
Hocalar : Eldizan Yaylası.
İscehisar : Ağın ve Çatağıl Yaylaları.
Sandıklı : Kocayayla, Oktur, Kilimatan Yaylaları.
Sultandağı : Kocayayla, Kirazlı, Manastır Yaylaları.
Şuhut : Kumalar, Şahbendi, Başören Yaylaları.
 
Kocayayla ve Oktur Yaylası
 
Sandıklı ilçesi sınırları içerisinde kalan, Akdağ’ın yamaçlarında ve vadilerinde bulunan Kocayayla ile Oktur yaylaları diğerlerinden önemlidir. Bu iki yayla ve çevresi, Çevre ve Orman Bakanlığı’nca “Tabiat Parkı” olarak ilan edilmiştir. Bitki örtüsünün yanı sıra, yaban hayatı bakımından da oldukça zengindir. Geyik, yılkı atları, kurt, domuz, tilki, tavşan gibi hayvanların dışında kınalı akbaba, sakallı akbaba ve kartal da yaşamaktadır. Derelerinde yaşam bulan balıklar sayesinde bazı yıllar göçmen kuşlara da ev sahipliği yapmaktadır. Ekolojik dengeleri bozulmamış olan bu bölgelerde, yürüyüş sporları, dağcılar için dik kaya ve zirve tırmanışları, macera arayanlar için mağara ve kanyon gezilerinin yanı sıra; endemik türlerin bulunduğu vadilerdeki biyolojik zenginlik, flora ve fauna araştırmacılarının ilgisini çekecek niteliktedir. Ayrıca yabanileşmiş yılkı atlarının bu bölgede özgürce yaşamlarını sürdürmeleri Kocayayla’ya ayrı bir güzellik katmaktadır. Alternatif turizm için, önemli bir zenginlik kaynağı olduğu söylenebilir.
 
 
MAĞARALAR
Kurt İni Mağarası
Sandıklı İlçesi’ne 34 km. Kocayayla’ya 6 km. uzaklıkta bulunan mağara, Bökenin Yurdu mevkiindedir. Çam ormanlarıyla kaplı girişinden itibaren 276 m uzunluğunda olduğu saptanmıştır. Kış aylarında içerisinde su akmaktadır. Son kısmında orta büyüklükte bir galeri bulunmaktadır. Koridor boyunca sarkıt ve dikitlerin yanı sıra, kaya yüzeylerinde oluşan siyah ve beyaz parlak yüzeyler bu bölgede bulunan minerallerden kaynaklanmaktadır.
Buzluk Mağarası
Sultandağı İlçesi’ne bağlı, Dereçine Beldesi’nin güneyinde bulunan Sultandağı’nda bulunmaktadır. Dereçine Beldesi’nden itibaren, meşe ormanları arasından toprak yolla Kirazlı Yaylası’na kadar araçla gitmek mümkündür. Buzluk Mağarası’na ulaşmak için, Kirazlı Yaylası’ndan itibaren 3 saatlik zorlu bir yürüyüş gerekmektedir. Ardıç ve fındık ormanları arasında bulunan patikadan yürüyerek önce Kapı Kayalar’a daha sonra Yongalı mevkiinden Elmas Deresi’ne ulaşılır. Dereden itibaren, karşı yamaçlardaki kayalıklara doğru tırmanmak gerekir. Tırmanma sonunda, büyük bir peri bacasını andıran kaya kütlesinin ardında mağara girişi görülür. Buzluk Mağarası’nın girişi sadece bir kişinin geçeceği büyüklüktedir. Düşey doğrultuda gelişen mağara üç kademeden oluşmaktadır. Girişte sizi karşılayan serin hava, ikinci kademeden itibaren iyice soğumakta ve zeminde buzlanmalar başlamaktadır. Tabana inildiğinde kalın buz tabakası ve duvarlardan sarkan buzullar dikkat çekmektedir. Temmuz ve Ağustos aylarında buzlanma oluşan mağaradan, kış aylarında buhar çıktığı söylenmektedir.
Karacamal Mağarası
Şuhut İlçesinin Balçıkhisar Beldesi’ne 10km uzaklıkta, Kocadere Bölgesi’nde bulunmaktadır. Mağaranın girişi geniş olmasına rağmen ilerledikçe daralmakta ve birkaç kola ayrıldığı görülmektedir. Beş galeriye sahip mağaranın, dört galerisi oldukça geniştir. İlkbahar aylarında su seviyesinin yükselmesinden dolayı son galeriye ulaşmak zordur. Karacamal Mağarası’nda bol miktarda yarasa yaşamaktadır. Mağarada bulunan sarkıtların ve kayalardaki su izlerinin oluşturduğu şekiller mağaraya ayrı bir güzellik katmaktadır.
Karapınar Kuzuini Mağarası
Şuhut İlçesi Balçıkhisar Beldesi’ne 12 km uzaklıkta, Karacamal Mağarası’ndan daha yukarıdadır. Giriş kısımlarında koyun beslendiği için, Kuzuini Mağarası denilmiştir. Dar koridor şeklinde ilerleyen mağaranın sonunda orta büyüklükte bir galeri bulunmaktadır. Sarkıt ve dikitlerin sıkça görüldüğü mağara, mağaralar içinde en fazla dikkat çekenidir.
PERİ BACALARI
Volkanik arazilerde görülen peri bacaları, sellenme sularının neden olduğu, farklı aşınma sürecinde oluşan sütun, pramidal sütun görünüşlü yer şekilleridir. Afyonkarahisar ilinin jeolojik yapısı gereği, volkanik arazi üzerinde bulunan İhsaniye, İscehisar, Bayat ve Bolvadin ilçelerinde değişik biçimlerde, şapkalı veya şapkasız çok sayıda peri bacaları bulunmaktadır. Bunlardan Bolvadin İlçesine bağlı Özburun Kasabası’nın Minareli Deresi’nde yer alan peri bacaları, diğer yörelerdeki peri bacalarından farklı oluşumlarıyla dikkat çekmektedir. Ayrıca Bayat İlçesi’nin İnpazarcık Mevkii ile Mekân Yaylası’nın karşısında bulunan Eyerli Dağı’nın yamaçlarında peri bacalarına rastlanılmaktadır. Peri bacalarının en yoğun olduğu bölgeler ise, İscehisar İlçesi’nin Seydiler Beldesi’nden başlayarak İhsaniye İlçesi’nin Döğer Beldesi’ne kadar uzanan ve Afyonkarahisar Valiliği tarafından yaptırılan Turizm Kuşağı Yolu ile birbirine bağlanan güzergâh çevresinde görülmektedir. İscehisar İlçesi, Seydiler Beldesi’nin içinde ve çevresindeki vadilerde irili ufaklı çok sayıda peri bacası bulunmaktadır. Afyonkarahisar-Ankara karayolunun kenarında bulunması nedeniyle ulaşımı kolaydır. Bunun yanı sıra Karakaya Köyü’nün Veliler Mahallesi’nde, Ağın Dağı’nın eteklerindeki kaya yerleşimlerinin önünde, Çatağıl Köyü’ne 2 km kala orman içinde bulunan Ornaş Kayalıkları civarında bol miktarda peri bacaları bulunmaktadır. İhsaniye İlçesi’ne bağlı Kıyır Köyü’nün sırtını yasladığı dağın eteklerinde; Ayazini Beldesi’nin çevresinde, Göynüş Vadisi ve Demirli Köyü civarında; Bayramaliler Köyü civarında, Üçlerkayası Köyü ve çevresinde Afyonkarahisar İli’nin en büyük şapkalı veya şapkasız peri bacaları veya peri bacası vadileri bulunmaktadır. Yaklaşık olarak 110 kilometrelik köy yolları ile birbirine bağlanan bu bölgede, doğal güzelliklerin yanı sıra tarihi örenyerleri de bulunmaktadır.
ŞEHİTLİK VE ANITLAR
Utku (Zafer) Anıtı
Afyonkarahisar şehir merkezinde bulunan Anıtpark’ın içinde yer almaktadır. Avusturya’lı heykeltıraş Krippel’e yaptırılmış ve 24 Mart 1936 tarihinde büyük bir törenle, İsmet İnönü tarafından açılmıştır. Kurtuluş Savaşı anısına, taş kaide üzerine galip gelen Türk askeri ve yenik düşen düşman askerini betimleyen bronz heykel bulunmaktadır. Taş kaidenin dört tarafına da, savaşla ilgili bronz kabartmalar konulmuştur.
Kocatepe Anıtı
Afyonkarahisar İli merkez ilçesine bağlı Büyük Kalecik Beldesi sınırları içinde ve 1.874 rakımlı Kocaetepe üzerinde bulunmaktadır. Büyük Kalecik Beldesi’nden 8 km daha yukarıda olup Afyonkarahisar’a 20 km uzaklıktadır. 26 Ağustos 1922 tarihinde Başkomutan Mustafa Kemal tarafından, Büyük Taarruz Harekâtı’nın başlatıldığı ve yönetildiği Kacatepe’ye varmak üzere tırmanışı simgeleyen anıttır. Coğrafî konumu itibariyle Sinanpaşa ve Afyonkarahisar ovalarına hakim bir yerdir. Kocatepe’de Atatürk Anıtı’nın yanı sıra tören alanı ve siperler bulunmaktadır.
Yüzbaşı Agâh Efendi Şehitliği
Afyonkarahisar İli merkez ilçesine bağlı Büyük Kalecik Beldesi’nde bulunmaktadır. Kocatepe’ye ulaşmanın tek yolu olan Kurtkaya mevkisindedir. Afyonkarahisar’a 12 km uzaklıktadır. Bu müstahkem mevkii savunan, 2500 kişilik düşman kuvvetlerine saldıran Yüzbaşı Agah Efendi’nin 150 kişilik Mehmetçiği bulunmaktaydı. Düşman kuvvetlerinin içlerine kadar cesaretle dalan Yüzbaşı Agah Efendi ve 103 arkadaşının şehit olduğu, bu önemli mevkii, canları pahasına alan, Yüzbaşı Agah Efendi ve 103 Mehmetçiğin anısına yaptırılmıştır. Şehitlikte; tören alanı, sembolik şehit kabirleri ve anıt bulunmaktadır.
Büyük Taarruz Şehitliği ve Mustafa Kemal Atatürk Anıtı
Afyonkarahisar’a 17 km uzaklıkta, Afyonkarahisar-İzmir karayolunun Antalya kavşağı ayrımının hemen güney tarafında, Sincanlı Ovası’na hakim bir tepe (Sarıkız) üzerinde bulunmaktadır. İç Anadolu ve Marmara’dan Ege ve Akdeniz’e gidip gelen araçların görebileceği şekilde inşa edilen Şehitlik ve Anıt yılın her günü ziyarete açıktır. 26-29 Ağustos 1922 tarihlerinde şehit düşen 275 subay ve 2150 Mehmetçik anısına yaptırılan sembolik şehitliktir. Şehitliğin ön kısmında, şadırvan ve namazgâh bulunmaktadır. Kemerli kapı girişinden sonra şehit mezarları, kaidesi ile birlikte 18 m yükseklikte Başkomutan Mustafa Kemal Anıtı, Anıt’ın iki yanında 45’er m² rölyefler bulunmaktadır.
Albay Reşat Çiğiltepe Şehitliği
Sinanpaşa İlçesinin güneydoğusunda, 1591 rakımlı Çiğiltepe’de bulunmaktadır. Düşman kuvvetlerinin önemli bir savunma hattı olan Çiğiltepe’yi almakla görevlendirilen 57. Tümen Komutanı Miralay Reşat Bey, tepeyi yarım saat içerisinde alacağını Başkomutan Mustafa Kemal’e söz vermesine rağmen tepeyi alamayınca, beylik silahıyla intihar etmiştir. İntihardan kısa süre sonra, tepeyi ele geçiren Mehmetçik, düşman ordusunu perişan etmiştir. 57. Tümen Komutanı Miralay Reşat Bey ve şehit düşen Mehmetçiklerin anısına 1996 yılında yapılmıştır.
Hava Şehitliği (Garnizon Şehitliği)
Üsteğmen Cemal ve Bahattin, 24 Temmuz 1922 sabahı, I. Dünya Savaşından kalan uçaklarıyla, Akşehir karargâhından kalkarak, Afyonkarahisar üzerinde keşfe çıkarlar. Bu sıra, iki Yunan uçağının saldırısına uğrarlar. Havada süren çarpışma sonunda, birini vururlar diğeri ise kaçarken Akçay civarına çakılır. Yunan karargâhından kalkan yeni bir avcı uçağının saldırısına rağmen, mermisi ve yakıtı tükenen kahramanlarımızın uçağı, Gazlıgöl ve Çayırbağ kasabaları arasında yere çakılır ve şehit düşerler. İstiklal Savaşı’nda şehit düşen Üsteğmen Cemal ve Bahattin Beylerin kahramanlıkları anısına, Asri Mezarlık içinde Anıtsal Mezar yaptırılmıştır. Bu şehitlikte günümüze kadar şehit olanların mezarları bulunmaktadır.
Anıtkaya Şehitliği
Afyonkarahisar-Kütahya karayolu üzerinde Anıtkaya Beldesi’nde bulunmaktadır. Kurtuluş Savaşı sırasında 28 Ağustos 1922’de, yapılan muharebeler esnasında, 13. ve 20. Alay’dan şehit düşen Mehmetçiklerin anısına Anıtkaya’nın 1 km kuzey batısında yapılmıştır. Şehitlikte altı subay ve altı erin kabri bulunmaktadır. Höyük olan tepe üzerine yapılmıştır.
Yıldırım Kemal Şehitliği
Afyonkarahisar ili, Sinanpaşa İlçesi’nin Yıldırım Kemal Köyü’nde tren istasyonu bitişiğinde bulunmaktadır. Yıldırım Kemal, Büyük Taarruz Harekâtı’nın başladığı sırada hasta yatmakta olduğu hastaneden kaçarak Fahrettin Altay Paşa’nın bulunduğu cepheye giderek savaşa katılmak ister. Ülkesini bu denli seven genci kıramayan Fahrettin Paşa, Yıldırım Kemal’i ikinci Tümen’e, oradan da Küçük Köy’de bulunan ikinci Alay’a gönderir. Burada düşmanın kaçışını engellemek için Küçük köy’de bulunan tren istasyonuna saldırır. Kaçmak üzere olan düşman kuvvetlerine çok büyük zayiat veren Yıldırım Kemal’in birliğinden 36 arkadaşı ve kendisi şehit olur. Yıldırım Kemal’in bu kahramanlığı sonucu, İstasyona Yıldırım Kemal’in adı verilir. Ayrıca istasyon yanına Yıldırım Kemal’in mezarı ve şehitlerin adlarının yazıldığı dikili taş konur.
Giresunlular Şehitliği
İscehisar İlçesi, Doğanlar Köyü sınırları içerisinde, Dedesivrisi civarında bulunmaktadır. Giresun ve çevresinden gelen gönüllülere, Giresunlu Topal Osman komuta etmiştir. 26 Ağustos 1922 tarihinde 47. Alay’a bağlı bu birlik, kesintisiz olarak 35 saat savaşarak Dedesivrisi’ni Yunan birliklerinden geri almıştır. 27 Ağustos 1922 tarihinde 14 Giresunlu gönüllü askerin şehit olmaları anısına bu şehitlik yapılmıştır.
EL SANATLARI
Keçecilik
Keçe, yünlerin nem, sıcaklık ve basınç altında birbirlerine sıkıca yapışmasından oluşur. Afyonkarahisar el sanatları içinde önemli bir yere sahiptir. Eskiden insan gücü ile hamamda pişirilerek yapılan keçe, bugün makinelerde pişirilerek yapılmaktadır. Yapılan keçeye, yapan ve yaptıran kişilerin adları yazılmakta, keçelerin üzerine mavi, kırmızı, yeşil renklerden oluşan motif ve şekiller işlenmektedir. Demiryolu, göbek, yıldız, tavan, ay yıldız işlenen motiflerden bazılarıdır.Tarih boyunca birçok yerde kullanılan keçeye, sanayinin ve teknolojinin gelişmesi ile ilgi azalmıştır. Bu nedenle keçe ustaları ve üretimleri günden güne kaybolmaktadır.
Çanak-Çömlek Yapımı
Afyonkarahisar’da yapılan arkeolojik kazılarda M.Ö. 3000 yıllarından itibaren, çanak, çömlek yapıldığı anlaşılmaktadır. Killi topraktan yapılan çanak ve çömlekler fırınlandıktan sonra kullanıma hazır hale gelir.
Halı ve Kilim Dokumacılığı
Cumhuriyetin ilk yıllarına kadar, birçok halı atölyesi bulunurken, günümüzde bu dokumacılık önemini kaybetmiştir. İlimizde son yıllarda halıcılığın önüne kilim dokumacılığı geçmiştir. Afyonkarahisar’da kilim dokunan yerler arasında Bayat ilçesi önem kazanmıştır. Emirdağ, Sandıklı, Dinar, Dazkırı ve çevre köylerinde de dokunmaktadır. Ayrıca Emirdağ İlçesi’ne bağlı Örenköy’de ticari amaçla ipek halı da dokunmaktadır. Afyonkarahisar yöresel kilimlerinde, kirmanda eğrilmiş ve doğal kökboyalı yün ipler kullanılmaktadır. Afyonkarahisar kilimleri, üzerlerinde bulunan motiflere göre adlandırılır. Emirdağ köylerinde kilim ve zilinin yanı sıra çuval, gelir harharı, seccade, terki heybesi, dal heybesi, yastık, cicim gibi eşyalar dokunmaktadır. Bu dokumalarda kullanılan motiflere verilen benzetme adlar ve belirli anlatıma dayalı kompozisyonlaradeta kilimlerin dilidir. Gelinparmağı, kız farı, kız yanağı, turna katarı, seher kuşlu, kirli yanışlı, koçboynuzu, aman kız, eli belinde, yıldız, zülüf, yar yâre küstü, çapraz, Emirdağ kilimlerinde kullanılan bazı motiflerin adlarıdır. Bilhassa Bayat ilçesinde dokunan kilimlerin ünü yurt dışına kadar uzanmıştır.
Koşumculuk
Afyonkarahisar’da kökü çok eskilere dayanan el sanatlarından biridir. Atların arabaya koşulması için gerekli olan amut, paldım, dizgin, şeker, ok kayışı, sırım gibi deri ürünlerinin yapımı ile uğraşan bir el sanatı dalıdır. Afyonkarahisar’daki koşumcular, kasaplardan aldıkları manda (camız) derilerinin şaplandıktan sonra kayış haline getirmekte ve daha sonra koşum eşyalarını yapmaktadır. Koşumların üzerine dökümden yapılmış saçak ve püsküller süs için konulmaktadır. Koşumculuğa olan ilgi bugün yok denecek kadar azdır.
At Arabacılığı
Koşumculuğa paralel olarak gelişmiş el sanatıdır. Şehirdeki çeşitli atölyelerde son derece sağlam ve özenle boyanarak, manzara resimleriyle süslü at arabaları yapılmaktadır. Boyadan başka prinç çakma düğmelerle de süsleme zenginleştirilir. Çevre illerde satışı yapılan at arabaları, yaylı tatar arabası, fayton olmak üzere çeşitli biçimlerde üretilmektedir. Bugün bu el sanatına olan ilgi oldukça azalmıştır.
Demircilik ve Bakırcılık
Eskiden çok önemli olmalarına karşın bugün özelliklerini yitirmiş olan el sanatlarıdır. Endüstrileşme bu iki el sanatını büyük ölçüde etkilemiştir. Afyonkarahisar’daki demirciler başlıca gecenez kapı zinciri, tokat fırdöndü, kaşağı, kullap, frank ve törpüsü, gem, hıltar, düğme gibi pek çok eşya yaparlar. Bakırcıların da üzerinde en çok çalıştığı eşyalar güğüm, kazan, tabak, tencere gibi çeşitlerdir.
Yemenicilik
Özellikle 1900’lü yıllarda çok sayıda yemenicinin bulunduğu çarşıda bugün birkaç usta sipariş üzerine yemeni yapmaktadırlar. Bugün “Yemeniciler Çarşısı”nın yalnızca adı kalmıştır. Afyonkarahisar yemenisinin en büyük özelliği, kısa ve uzun yüzlü olarak dikilmesi, içinin dışına çevrilerek kıyısından dikilmesidir. İyi yapılmış yemeni normal koşullarda yaz-kış iki yıl giyilebilmektedir.
Mermercilik
M.Ö. 313 yılından bu yana başta İscehisar olmak üzere Afyonkarahisar’ın zengin mermer ocaklarından çıkarılan mermerler, Anadolu’da ve diğer ülkelerde ün kazanmıştır. Eski kaynaklarda Synnada (Şuhut) diye bilinen Dokimeon (İscehisar) mermerinin Roma ve Afrika’ya götürüldüğü arkeolojik bulgulardan anlaşılmaktadır. Fransız arkeolog ve gezgin Charles Texier’in notlarında, menekşe rengi damarlı beyaz Synnada mermerine ilk kez Afyonkarahisar’da rastladığını belirtmiştir.Afyonkarahisar’dan çıkarılan mermerlerin çapı, görünüş ve renkleri farklıdır. Bu farklara göre isimlendirilen mermerler şunlardır; Afyon hareli, Afyon çizgili şeker, Afyon bal, Afyon şeker, Emirdağ traverten, Afyon kaplan postu, menekşe, güvercingöğsü, gök mermer ve pamuk beyaz bu çeşitler arasındadır.Mermerin eski çağlardan beri değişik amaçlar doğrultusunda kullanıldığı görülmektedir. Mimari yapılarda, dekorasyon işlerinde, heykelcilik işlerinde ve hediyelik eşya yapımında kullanılmaktadır.
AFYONKARAHİSAR LEZZETLERİ
Afyonkarahisar yöresinde, et ve sebze yemeklerinin yanı sıra hamur işlerinin sıkça yapıldığı görülmektedir. Bölgeye has ürünlerin (örneğin haşhaşın) yöre yemeklerinde kullanılması, Afyonkarahisar mutfağını zenginleştirmektedir. Afyonkarahisar mutfağının genel özelliklerine bakacak olursak, öncelikle haşhaş dikkat çeker. Yöresel yemeklerde et kullanımı sıkça görülür. Etin kendi yağıyla ve uzun sürede kısık ateşte pişirilmesi yemeğe ayrı bir lezzet katmaktadır. Afyonkarahisar mutfağında hamur işlerinin önemi farklıdır. Çoğunlukla haşhaş ilavesi ile hazırlanan hamur işlerinde mercimek, kesik peynir, patates ve kıyma iç malzemesi olarak kullanılır. Afyonkarahisar mutfağında çeşitli sebze yemekleri yapılmakla birlikte, patlıcan böreği yöreye özgü bir yemektir. Afyonkarahisar mutfağının vazgeçilmezleri arasında yer alan kaymak, bal ve reçelle tüketildiği gibi ekmek kadayıfı ve meyvelerden yapılan tatlılarla birlikte de tüketilir. Afyonkarahisar yemekleri beslenme ve sağlık açısından incelendiğinde, bu yemeklerin enerji yönünden oldukça zengin olduğu görülür.
Sucukçuluk
Türklerin pastırma ve kavurma ile birlikte Orta Asya’dan beri, tükettiği et ürünlerinden olan sucuk Afyonkarahisar ili ile özdeşleşmiştir. Sucuk yapımının esası pastırma yapımında olduğu gibi çiğ etin, tuz ve baharatla pişirilmesidir. Yapımı için en uygun dönem ekim ve kasım aylarıdır. En lezzetli sucukta orta yaşlı kasaplık hayvanlardan elde edilir. Afyonkarahisar sucukçuluğu kendisini geliştirerek bugün entegre tesislere sahip ve markasını ulusal anlamda tescil ettirmiş bir üne sahiptir.
Kaymakçılık
Afyonkarahisar’a özgü bir süt ürünüdür. Manda ve inek sütünden elde edilir. Ancak manda sütünden yapılmış kaymak daha lezzetli ve daha dayanıklıdır. Araştırmalar sonucunda kaymağın dayanma ömrü uzatılarak seri üretimi yapılmaya başlanmıştır.
Lokumculuk
Lokumun geleneksel bir Türk tatlısı olduğu ve dünyaya Türkler tarafından yayıldığı bilinmektedir. Nişasta, şeker ve limon tuzunun kaynatılması ve soğutulmasıyla elde edilen lokum, içerisine meyve özleri katılarak meyvelisi, kuruyemiş çeşitleri katılarak bademlisi, fıstıklısı, cevizlisi, Antep fıstıklısı ve Afyonkarahisar’a özgü olarakta kaymaklısı gibi çeşitleriyle önemli bir geleneksel tat ve ekonomik bir kazançtır. Afyonkarahisar’da 20.yy başlarında Şekerci Salih Usta  tarafından yapılmış kaymaklı şekerle başlayan ve kaymaklı lokum gibi diğer şekerleme türleri ile gelişen lokumculuk, bugün Afyonkarahisar adıyla ülkemizde anılır olmuştur.
 
 
ŞENLİKLER
Zafer Haftası
Her yıl 26-30 Ağustos tarihleri arasında, çeşitli etkinliklerle kutlanmaktadır. 26 Ağustos’ta Büyük Taarruz Harekâtı’nın başlatıldığı yer olan Kocatepe’de yapılan törenlerle başlayan Zafer  Haftası, 27 Ağustos’ta Afyonkarahisar’ın Kurtuluş Bayramı ile sürmektedir. 28 Ağustos’ta Garnizon Şehitliği ve Anıtkaya Şehitliği’nde anma törenleri yapılır. 29 Ağustos tarihinde ise Giresunlular Şehitliği’nde tören yapılmaktadır. 30 Ağustos törenleri, Kutlama Yönetmeliği doğrultusunda öncelikle Zafertepe’de, daha sonra Çalköy ve Dumlupınar ilçesinde düzenlenmektedir. Ayrıca Zafer Haftası boyunca sosyal ve kültürel etkinlikler de yapılmaktadır.
Sanayi ve Ticaret Fuarı
Her yıl Ağustos ayı içerisinde kutlanan Zafer Haftası etkinlikleri içerisinde, Sanayi ve Ticaret Fuarı düzenlenmektedir. Düzenlenen fuarda, ilimizde üretimi yapılan mermer, gıda, tekstil, yöreye özgü el sanatları sergilenmektedir. Sanayi ve Ticaret Fuarına diğer illerden değişik firmalarda katılmaktadır.
Sultan Divani’yi Anma ve Şifalı Aşure Günü
Afyonkarahisar Mevleviliğin ikinci merkezi olarak bilinmektedir. Mevlana’nın torunu Sultan Divani’nin tanıtılması ve Afyonkarahisar halkının, birlik ve beraberliğinin sağlanması amacıyla düzenlenmektedir. Afyonkarahisar Mevlevihanesinde “Aşure Geleneği” ilk defa 1540 yılında Sultan Divani ile başlamıştır. İnsanların, dini ve düşüncesi ne olursa olsun, bir kazan etrafında toplanması ve birbirlerine bağlanması ilke edinilmiştir. “Aşure Geleneği” 1540 yılından, 1884 yılına kadar aralıksız sürdürülmüş ve 1990 yılından itibaren yeniden canlandırılmış ve o tarihten bu yana her yıl geleneksel olarak, bilimsel toplantılar ve sema gösterileri ile devam ettirilmektedir.
Kaymak ve Kurtuluş Şenlikleri
Bolvadin İlçesi’nde, kaymak ve kaymakçılığı geliştirmek, manda besiciliğini teşvik etmek amacıyla yapılmaktadır. Ayrıca ilçenin kültürel yönden tanıtımını da amaçlamaktadır. Çeşitli eğlenceler, yöresel yarışmalar, sergiler, panel ve konferanslar düzenlenmektedir.
Çay Vişne Festivali
İlçe halkının önemli bir geçim kaynağı olan vişneyi tanıtmak ve üreticileri teşvik etmek amacıyla düzenlenmektedir. Ayrıca, halkın paylaşım ve dayanışma duygularını geliştirmek için, Temmuz ayının 2. haftasında düzenlenmektedir. Festival süresince birçok etkinlik yapılmaktadır.
 
 
 
Ayazini Turizm Şenliği
İhsaniye İlçesi, Ayazini Beldesi’nin, tarihi ve turistik zenginliklerinin yanı sıra, yörenin geleneksel yaşamının tanıtılması amacıyla düzenlenmektedir. Ayrıca şenlik sonunda çevrede bulunan tarihi ve turistik yerlere geziler yapılmaktadır.
İscehisar Mermer El Sanatları Festivali
Ulusal ve uluslararası üne sahip olan İscehisar mermerlerinin tanıtımı amacıyla yapılmaktadır. Festival süresince; mermerin mimaride ve yapı sektöründeki kullanımının yanı sıra mermer el sanatları da sergilenmektedir. Festival süresince çeşitli konserler, sergiler ve konferanslar düzenlenmektedir. Son yıllarda mermer heykel yarışmaları da yapılmaktadır.
Sultandağı Kiraz Festivali
İlçede yetişen kirazı, dünya pazarlarına tanıtmak ve üreticiyi teşvik etmek amacıyla, Temmuz ayının ilk haftasında düzenlenmektedir. Festival sırasında, en bakımlı bahçe ve en kaliteli kiraz yarışması ile birçok etkinlik yapılmaktadır. Hamza Şeyh Dedeyi Anma ve Hıdırellez Kültür Bahar Bayramı Şuhut İlçesi Kayabelen Beldesi’nde düzenlenen anma programı, Mayıs ayında uygulanmaktadır. Anma amaçlı düzenlenen program içerisinde, Türk Halk Müziği konserlerinin yanı sıra, semah ekiplerinin gösterileri de bulunmaktadır.
Dinar-Marsyas Kültür Sanat ve Müzik Festivali
Dinar İlçesi’nde her yıl Mayıs ayında Dinar Belediyesi tarafından düzenlenmektedir. Etkinlik kapsamında Uluslararası Yan Flüt Yarışması, Klasik Müzik ve Türk Halk Müziği konserleri yapılmaktadır.
 
 

Kayıt: 2.11.2015
Güncelleme:8.1.2016
Paylaş
WS05